10 Ekim 2010 Pazar

"Yine Bir İzmir Sonrası"nın Yansımaları

Amatör tabiri ne kadar doğru ya da bu konu için ne kadar oturuyor bilmiyorum ama kendi çapında herhangi bir şeyler karalayan kişiler için oldukça önemlidir yazdıklarına dair alacağı tepkiler. Yazılarınızın belli yerlerde yayımlanmasına izin verdiğinizde, yani onları insanlığın ortak malı yaptığınızda, bir başka deyişle kamulaştırdığınızda onları, müthiş bir heyecan kaplar içinizi. Yazarken geçirdiğiniz sancılı sürecin bir başka versiyonu vardır artık önünüzde. Defalarca okursunuz yazdıklarınızı, ilk kez okuyormuşcasına, okumaya susamışcasına; eksikliğini hissettiğiniz noktaya takılırsınız, gözünüz hep oraya takılır her okuduğunuzda ve sanki herkes o noktaya parmak basacakmış, sizi o noktadan vuracakmış gibi hissedersiniz. Halbuki kimse fark etmez bile orada sizi huzursuzlandıracak bir şeylerin varlığını. Beklemeye başlarsınız insanlardan gelecek tepkileri, olumlu ya da olumsuz. Hele bir de özellikle bir kişiye ithafen yazdıysanız o satırları, o kişinin okuyup da geri dönmesine kadar geçen süredir yazınızla olan iç savaşınızın en sancılı dönemi. Neticede o yorumları almak için yayımlamışsınızdır o yazıyı, sizde kalmasından öteye geçirmeye karar verdiğinize göre. Sadece içinizde şöyle bir beklenti olur hep, ümit doğrusu belki de; yapıcı eleştirilere ulaşmak istersiniz olumsuz da olsa eleştirinin türü, sizi bir yerlere ulaştırmasını beklersiniz söylenenlerin. Çok beğendim cümlesinden daha hoşunuza gider çoğunlukla cümle yapılarınızda yaptığınız göze çarpan hataların dile getirilmesi, bir art niyet sezmiyorsanız eğer. Ama genelde öyle olmaz. Çünkü etrafınızdaki herkes yazardır, herkes edebiyat eleştirmenidir, herkes aslında her gün üç öğün yemek yemek yerine yazı yazıyordur da yeni öğreniyorsunuzdur siz bunu. Ama eğer bu işte ciddiyseniz yani kendinizi hakikaten geliştirmek istiyorsanız size yapılan geri dönüşlerin arasından size gerçekten yol gösterebilecek az sayıdaki yorumu cımbızla alabilmek için herkesi dinlersiniz ve bir süre sonra derinizin kalınlaştığını hissedersiniz. O işinize yaramayan lafları pek de kafanıza takmaya değer bulmazsınız, yok sayarsınız. Onlar kulağınızın birinden girdikten sonra diğer kulağınızın yolunu tutarken, size yaradığını düşündükleriniz kulağınızdan sonra beyninize doğru bir yol izlerler.

Çeşitli dergilerde yayımlanan yazı ve şiirlerimden sonra burada yazmaya başlamak tepki anlamında çok daha etkili oldu diyebilirim kendi adıma. İçinde bulunduğum sosyal çevredeki insanların tepkilerinden öte, tanışmadığım insanlardan çeşitli sosyal paylaşım siteleri aracılığıyla ya da arkadaşlarım aracılığı ile aldığım tepkilerin yazılarımın üzerinde yaptığı ve yapacağı etkiyi fark ediyorum artık gözle görülür biçimde. Burada en son yayımlanan
“Yine Bir İzmir Sonrası” isimli yazımın aldığı tepkilerdir bu satırları yazmama sebep. O yazının sonrasında İzmirli olmadığı halde yazıdan çok etkilendiğini, gözlerinin dolduğunu, İzmir’i artık çok daha fazla merak ettiğini, İzmir’e her gittiğinde buna benzer hislere kapıldığını hiç ama bu şekilde ifade edemediğini (duygularına tercüman olduğumu) söyleyen insanların varlığı amatör! bir "yazan" için kalemine olan güvenini artıran şeyler oluyor kuşkusuz. Bütün bu güzel tepkilerin yanında yazının son paragrafında geçen ve her İzmir'den ayrılışım sırasında beynimde tınladığını ifade ettiğim şiire olan merak duygusunun açık bir şekilde dile getirilmesi ve insanların o şiiri okumak istemelerine dair dilekler beni çok şaşırttı. Ve o insanlara ilgilerinden ötürü teşekkür ederek bu şiiri burada paylaşmaya karar verdim. Yazılarımın devamını bekleyenlere geleceğinin müjdesini -ki bu bir çok kişi için kötü bir haber olabilir- vererek bitiriyorum sözlerimi. Beğenen ya da beğenmeyen herkese sonsuz teşekkürler.


UMUDA YOLCULUK

Gidiyorum bu şehirden, bu yerlerden.
Sonunda istediğin oldu hayat.
Sen galip geldin.
Kaderime boyun eğip, yelkenlerimi
Rüzgara bıraktım.
Güneşin bir başka parladığı,
Yıldızların büyüsünün bozulmadığı,
Saçının kırlarla değil,
Renk renk çiçeklerle bezeneceği,
İnsanların hep güldüğü,
Hüznün ise gemi yapıp yüzdürüldüğü,
Tüm kötülüklerden uzak,
Tüm erdemlere yakın,
Paranın değil sevginin konuştuğu,
Sadece bugünün yaşandığı,
Yaşamın ti'ye alındığı,
Aşkın ağlatmadığı, insanın aldatmadığı,
Geleceğin ise korkutmadığı,
Aslında olup olmadığını bile bilmediğim,
Meçhul bir diyara gidiyorum.
Allahaısmarladık.

Kalpleri taştan insanlar,
Umarım hep bir yerlerde karşılaştığım gibi
Orada da karşılaşmam sizlerle.
İçindeki kıymetlileri, zincir altında tutanlar,
Zamanın zembereğinin durmasını,
Ya da çok geç olmadan, paylaşmanız gerekenleri
 
Anlamanızı diliyorum.
Sağlıcakla kalın.
Aynadaki yansımayı her şey zannedenler,
Umarım bir gün derinlerdeki güzellikleri de
 
Fark edersiniz.
Sürekli işleyen akrebin zehiri size de aksın.

Sizlerle vedalaşmıyorum dostlarım, sevdiklerim.
Siz zaten hep benimlesiniz.
Ve sen İZMİR!
Onsekiz yılımın hırpalanmış evsahibi,
Her yıl bir artıp, bin olgunlaştığımın şahidi.
Mavinin rüyası, kuşların diyarı,
Seni kirletseler de aldırma sakın.
Ümit ver yine,
Yağmurda, denizinin kenarında hüzünlenen
İnsanlarına.
Bütün olumsuzluklar arasında
Yaşam savaşı veren balıklarını, göster onlara.
Önce şaşkınlık, sonra küçük bir
 
Tebessüm belirt simalarında.
Gün batımını, yakamozunu çok özleyeceğim.
Beni merak etme.
Martılarla sana haber göndereceğim.
Elveda…

Free Hit Counter