10 Ekim 2010 Pazar

Yalnızlık Üzerine

Yelkovanla akrep dans ederken durmaksızın, gözüm ilişiyor saate:19.43
Yurdun kapısından içeri adımımı atalı bir saat olmuş olmamış.
Pek de hoşlanmadığım iki kişiyle oturup bunalmışım. Onlar anlatmış, ben dinlemişim. Henüz farkına vardım bunun, nedense.
Dün bir arkadaşımla yalnızlık üzerine konuşurken tam da bugün yaşadıklarımı tahmin eder gibi fikirlerimi söylemişim.
 


Onca kişi arasında kendini yalnız hissetmenin donukluğu, rahatlığı, uygunsuzluğu hakkında anlattıklarım yalnızlığın saf haline ilişkindi. Sanki birileri bana “Dün bahsettiklerin bu muydu?” diyerek kahkahalar atıyor. Birilerinin bundan mutluluk duyduğunu hissediyorum. Ama o birileri aslında hiçbir şey bilmiyor. Tek başına bile yalnız değil insan. Ailesinden, arkadaşlarından, eski sevgiliden, sokaklardan, bir “merhabanın” sizden esirgenişinden çok şey anlıyoruz aslında. Her birimiz biliyoruz yazdıklarımı. Ölüm gibi aslında…
Öleceğimizi biliyoruz. Sevdiklerimizin ellerimizden kayıp gideceğini de… Buna benzer bir bakıma. Ölüme…
Kaç yaşındaysak artık… Tam da bu zamana kadar öğrendiklerimiz, yalnız kaldığımızı düşündüğümüz anda bile yakamızı bırakmıyor. Oysa bu bir bilmece değil. Bir o durum bir bu durum karşımıza çıkıyor işte. Tek bir yanıtı yok. Bulutların arasından geçene kadar onları pamuğa benzetişimiz gibi… Kaç yaşına lanet okursak okuyalım… Yalnız kalmadıkça bunun hakkında düşünüyor olmaktan kaçışımız işte bu yüzden.
 
Sıyrılıyorum aklımda uçuşan kelebeklerden. Ertesi gün yeniden doğacaklarını bilerek ama ölüme benzer yanını hep aklımda tutarak.
 
Yalnızlık bir duygu mu, bir durum mu, yalnızca bir düşünce mi?
 
Çimlerin üzerinde sevmediğim iki kişiyle otururken kendimi kandırışım gibi mi?
 
Bu bir kabus ve sen birkaç saate kadar kalkıp gideceksin bu çimlerden… Beynindeki kelebekler oyun oynayacak sana. Tanıdığın o kişiye giderken giydiğin ter kokulu penyeyi, kirlendiğini düşündüğün ama daha geçen gün mis gibi koktuğu için hayran kaldığın pantolonu atacaksın kirli sepetine. Hafta sonunu bekleyecekler yenilenmek için. Böyle bir güne hiç tanıklık etmemişler gibi devam etmek için onlarla sokakta salınmaya.
 
Yalnız kalmak hissinin sıkıntı verdiği bir durumda, sevmediğin iki kişinin yanında kalıp, onların doğrularını dinlemekten usandığını anımsayacaksın. Yalnızlığın tadını çıkaracaksın ardından. Su ısıtacak ve bardağın bir yanından sallanan ipi çekivereceksin kendine doğru, iki kesme şeker atıp karıştıracaksın bardağın içindeki bordo renkli sıvıyı. Yatağına kendini atacaksın iskeleden tertemiz bir suya atlamanın keyfine benzer bir hisle, eline sayfaları sararmış kalın bir kitap alacaksın.
Yalnızlığın keyfine varacaksın. Kendinle olmanın huzuru içini ısıtacak bu bahar gününde. Elinde tuttuğun bir bardak dolusu çay da eklenecek buna. Sıkıntı çekmeyeceksin ama. Düşüncelerinden başka bir şey yok yanında.

Free Hit Counter