30 Aralık 2010 Perşembe

Noel Bilinci!

Eskilere özlem duyma durumumuzu abartarak, artık yadsınmayacak noktaya getirmiş olmamız, sadece “biz Türkler, nostaljik insanlarız işte” deyip geçiştirilebilme boyutunu geçmedi mi sizce? 'Nerede o eski ramazanlar', 'nerede o eski bayramlar', 'nerede o eski gençlik'le başlayan ve sonu gelmeyen eskiye özlemlerimiz…

Sizce batılı toplumlarda, aile büyükleri “bizim zamanımızda” ile başlayan cümleleri “nerede o eski Noeller?” şeklinde tamamlayarak iç geçirmekte midir? Yaşı kemale ermiş köşe yazarları, köşelerini çocuklarının geçmiş Noellerde yaptıkları olayları, büyük bir keyifle anlatarak o eski Noellerin artık olmadığına dair ifadelerle yazılarına son vermekte midir? Cevabınız muhtemelen hayır olacaktır benim gibi. Peki öyleyse nedir bu duruma sebep? Eski bayramların şimdikilerden çok daha güzel oluşu mu? Noeller'in güzel kalabilmesi mi?

Tahminim ikisi birden...
Sosyolojik bir mesele bu. Kültürel yozlaşmaya maruz bırakılmamızın yavaş yavaş ortaya çıkardığı sonuçlardan yalnızca biri. Kırsal kesimden şehirlere olan göçün artmasıyla gün yüzüne çıkan bir mesele. Sonrasında teknolojinin ve hayat şartlarının filan tetiklediği bir durum.  Halalar, teyzeler, amcalar, dayılarla dolu dede evinde, çoluk çocuk buluşan ve üç kuşak bir ara­da yiyip içerek coşmuş, geniş aile atmosferini sonuna dek yaşamış insanların, dağılmış tesbih taneleri gibi savrulup da bir araya gelememesinin yarattığı psikoz... 


Ekmek kavgası sebebiyle doğduğu değil, doyduğu yerde bulunan ve bayramlara gelemeyen kuşak başlattı ayrılığı ilk olarak. Arkasından, büyük şehirlerin kaosunu ve işlerin yoruculuğunu ancak bu günlerde yapacakları tatille çıkarabilme düşüncesine sahip kuşak, üstüne tuz biber oldu. Bayramları angarya aile ziyaretleri yerine, kendimize ayıracağımız bir zaman dilimi olarak gördüğümüz o gün aile buluşmaları tamamen yalan oldu. Eski bayramlara özlem tam olarak orda doğdu.

Hala aile ziyaretlerini tam olarak kesmemiş olanların da zihniyetleri değişti. Mecburiyetten oradalardı. Yapılan ziyaretler “ayıp olmasın” ve “sırayı savalım” diye yapılmaya başlandı, klasik sohbetlere herkes “bitse de gitsek” gözüyle baktı. Çünkü bir sonraki ziyarette de  muhtemelen aynı sohbet konuları onları bekliyordu. Birbirleriyle kaynaşması gereken çocukların, birbirleriyle kavga etmesi, anne babalarına uyguladıkları "hadi gidelim" çekiştirmeleri; eşlerinin akrabalarıyla vakit geçirmeyi eziyet olarak gören karı kocalar da, o eski bayramları tarihe gömdü hep birlikte. Elbirliğiyle.

Madalyonun diğer yüzüne bakalım bir de; güzelim bayram­ları biz geçmiş zamanın rivayetine dönüştürüp, hafızalarımızın en dibine acımasızca gömüp harcarken, onlar Noel kavramını nasıl böylesine canlı tutabildi?

Bizim bayramların mantığını kaybetmemizin tam aksine, temelde Noelin mantığının ne olduğu fikrini koruyabildiler belki de yalnızca. Bütün zorunluluklarını ortadan kendiliğinden kaldırabiliyorlar hala o gün. Gönüllü bir şekilde tüm sorunlarını, aile içi çekişmelerini, hırslarını bir kenara bırakmış; kendini eğlenmeye, hoş vakit geçirmeye hazırlamış, birbirlerine hediyeler almış, sürprizler hazırlamış insanların; muhteşem sofralar kurup lezzetle yemeklerini yediği, kadehlerini tokuşturduğu bir sahne gelmiyor mu Noel dendiğinde gözlerimizin önüne? Tüm sorunlarını geride bırakılan yılda bırakmayı başarabilmiş, gelecek yıldan da aynı birlikteliğe dair beklentileri olan insanlar topluluğu değil mi hala Noeller? İşte bu bilinci hala bi’ şekilde kaybetmedikleri ve bizim bile gözümüzün önüne getirebildikleri içindir Noellerin hâlâ kulağımıza hoş gelen "tatil" kelimesi ile rekabet edebiliyor oluşu. Bu yüzdendir onların nerede o eski Noeller diye sızlanmamaları.

Zihniyetlerimiz acilen değişmezse, birileri harekete geçip, bir şeyler yapmazsa bayram bilincimiz birileri tarafından uyarılmazsa; "şe­ker" ve "kurban", bayram olmaktan çıkıp, tatil günü olarak anılacak yalnızca. Sonrasında da tamamen unutularak tarihin derinliklerine gömülecek korkarım. Eski zamanların tadından yenmeyen cazibesi ve günümüzün mecburiyetleri bayram gibi bir paydada buluşturulamayacak mı bir daha asla? Geç mi kaldık bunları konuşmak için tümüyle yoksa?

Haydi bu yeni yılda eğer sevdiklerimizle biraraya gelirsek konuşalım bu konuyu ve harekete geçelim bir an önce. Bayramda da buluşmaya dair söz alalım onlardan en azından. Herkesin yeni yılını kutluyor, sevdikleriyle nice yıllar diliyorum.
Free Hit Counter